|
Güncel
YUSUF ALTAY ve GERÇEKLER!
Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç ulaşır. Mirebau.
Neden bu sözle başladığımı aşağıda ki satırları okudukça daha iyi anlayacaksınız…
Kim bu Yusuf Altay? Konuya önce buradan bakmak lazım… Yusuf Altay arşivi geniş bir kartvizite sahiptir. Neler yok ki bu kartvizitte. PKK adına para toplamak, 10 faali meçhul cinayette adının azmettirici olarak geçmesi, usulsüzlük, kalpazanlık, uyuşturucu, tahsilâtçılık, gasp, dolandırıcılık, organize suç örgütü liderliği gibi çok seçkin meziyetlere sahip Yusuf Altay denen zat. Yusuf Altay’ın ismini kamuoyu en çok ‘’AMELE ÇETESİ’’ ‘’AHTOPOT OPERASYONU’’ ‘’Kelebek Operasyonu olarak bilinen Sedat PEKER’e karşı yürütülmüş olan operasyonda ki sözde mağdur ama gerçekte ki zanlı olan kişidir’’ YUSUF ALTAY… 7 Kasım 2008 tarihinde yazılı ve görsel basın Yusuf Altay’ın adını bir kez daha sütunlarına taşıdı. Evet doğru hatırladınız‘’Sedat Peker’’ tarafından mağdur edildiğini söyleyen Yusuf Altay. Bakın o çok masum, dürüst, kişilikli, şerefli, Yusuf Altay’ın başına bu sefer ne gelmiş. Tekstil işi yapan orta ve büyük ölçekli birçok tekstilciden mal almış. Bu malların ödeme zamanı geldiğinde ödeme yapmak yerine tehditler savurmaya başlamış Yusuf Altay. Ticarette her şey olabilir. Batabilirsiniz işleriniz yolunda gitmeye bilir. Bunu ticaretle uğraşan her kez anlar anlayışla karşılar. Ama Yusuf Altay ne yapıyor? Kendisinden alacaklarını isteyen en ufak emekçisinden bu işe ömrünü sermayesini koymuş işadamlarını ‘’ÖLDÜRMEKLE’’ tehdit ediyor. Bunu biz değil İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürlüğüne yirmiyi aşkın şikâyette bulunan işadamları diyor. Olayın en can alıcı noktalarından biride Yusuf Altay’dan paralarını isteyen bu iş adamlarını tehdit ederken çok ilginç itiraf niteliğinde bir beyanda bulunuyor. Yusuf Altay’ın bu söylemi işadamlarının şikâyet dilekçelerinde açıkça belirtilmiştir. Bakın ne diyor? ‘Ben Sedat PEKER’i hapse attıran adamım. Sizi de harcarım’ Evet Yusuf Altay 'Sedat PEKER’ den şikâyetçi olmuştu verdiği yalan beyanlarla ceza almasını sağlamıştı. Sedat PEKER teslim olmak için savcılığı geldiği sırada polislerin kendisini kaçırırcasına savcılıktan uzaklaştırması görüntülerini televizyonlarda izleyen herkes tüm engelleme girişimlerine rağmen söylediği bir söze tanıklık etmişti… ‘’BU BANA KARŞI YAPILMIŞ BİR KOMPLODUR’’ ![]() Neydi Sedat PEKER’in bu komplo iddiası, dayanağı var mıydı? İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde Yusuf Altay’ın verdiği ifadeler sonucunda Sedat PEKER’in yargılanma süreci devam ederken başka bir mahkemede ilginç bir gelişme yaşandı!... 5 Nisan 2007 Perşembe günü Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesi bu davayı direk olarak ilgilendiren bağlayıcı bir karar verdi. Bu karar Sedat PEKER’e karşı yürütülen ‘’Kelebek Operasyonunda’’ görevli Başkomiser Serdal A. Mesut Ş. Komser İbrahim E. ‘ye 6 ay hapis 3 ay memuriyetten men 440 YTL adli para cezası vermişti. Bu cezayı alma nedenleri ise ‘’Kelebek Operasyonu’’ sırasında Sedat PEKER tarafından mağdur edildiğini söyleyen Yusuf Altay’la ortak hareket etmeleri, aranan bir suçluyu yani Yusuf Altay’ı arandığı ve hakkında görüldüğü yerde tutuklama emri varken ve bu konuya vakıf olmalarına rağmen koruyup kolladıkları gerekçesi ile bu cezayı almışlardı. Yusuf Altay’ın 28.01.2004 tarihinde Bodrum Sulh Ceza mahkemesinin hakkında gıyabi tutuklama karar vermesine rağmen, birçok tanığında ifadesine beyan olduğu üzere Yusuf Altay’ın sık aralıklarla Organize Şubeye gittiği, Başkomiser Serdal A. ile 64 kez telefonla irtibat kurduğu anlaşılmıştı. Nasıl olurdu böylesine garip çelişkilerle dolu bir ortaklık oluşabilirdi? Cinayetten gasptan dolandırıcılıktan aranan Yusuf Altay bir tarafta onu yakalamakla yükümlü devlet görevlileri bir tarafta … 10 faali meçhul cinayetin azmettirmekten aranan, (dolandırıcılık gasp, evrakta sahteciliği saymıyorum bile) bahsi olunan bu cinayetlerde fiilen bulunduğu iddia edilen biri nasıl olurdu da her gün elini kolunu sallayarak Organize Suçlar Şubesine girer çıkardı? Sedat PEKER’in komplo iddialarının ne kadar güçlü delilere dayandığı bu çarpık ilişkiler ile ispatlanmamış mıdır? Adalet denen gerçeklik bir gün herkese lazım olacaktır… 11 Mart 2005 tarihinde Sedat PEKER tutuklu olarak kaldığı Kandıra ceza evinden ‘’Kelebek Operasyonu’’ ile alakalı gazeteci Nazlı ILICAK’a bir mektup göndermişti. Nazlı ILICAK’ta Sedat Peker’in bu mektubunu haber niteliği taşıdığına kanat getirerek kullanmıştı. Sedat Peker’in iddialarını Tercüman Gazetesinde haber yapan Nazlı Ilıcak, Basın konseyi tarafından uyarılmıştı. Uyarı kararının gerekçesi; Sedat Peker’in, Nazlı Ilıcak’a cezaevinden gönderdiği mektubunda Yusuf Altay’ın kim olduğunu tutuklanmasının ardındaki gelişmeleri anlatmasıydı. Demek ki o zaman bu söylemleri gerçekçi bulmamıştı Basın Konseyimiz… Peki şimdi anlatılanların apaçık doğrulunu kanıtlayan bu olay ve Yusuf Altay denen zatın yaptıkları tescillenmişken basın konseyinin hem Nazlı ILICAK’a hem Sedat PEKER’e bir özür borcu yok mudur? Konuyu toparlamak gerekirse, geciken adaletin vicdanları rahatlattığını, geciken adaletin adalet olduğunu hangi aklı fikri yerinde olan insan kabul edebilir ki! Sedat PEKER’in Adliye önünden karga tulumba kaçırılırken ‘’BU BANA YAPILMIŞ BİR KOMPLODUR’’ sözünün haklılığı bu gün net bir şekilde ortaya çıkmışken bu olayın hesabını kim verecek? Yusuf Altay bu olaydan da kurtulmak için yine başka bir kişiye iftira mı atacak? Tezgâh mı kuracak? Kendi gibi pisliğe bulaşmışlarla kapalı kapılar ardında pazarlığa mı oturacak? Sizi temin ederiz ki bu sefer bu kadar kolay olmayacak! Gırtlağına kadar pisliğe bulaşmış bu kişiler hak ettikleri cezayı Türk Adaleti önünde muhakkak alacaklardır. Son olarak ta William Watson’un bir sözü ile sonlandırmak istiyorum. Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun… İLKAY CEYLANLAR
|
ARAMA
Özel Arama
EN ÇOK OKUNANLAR
EN ÇOK YORUMLANANLAR
VİDEOLAR
GALERİLER
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||